Sonuç

Şüphesiz dünya üzerinde bir insanın yaratılmış olmasından ve Yüce Allah’ı tanımasından daha önemli bir olay olamaz. Kitap boyunca yaptığımız da, her insan için hayatta en çok önem teşkil eden bu konuyu anlatmaya çalışmak oldu.

Ancak bu noktaya geldiğimizde şunu belirtmekte fayda görüyoruz; bir insanın evrenin ve kendisinin yaratılmış olduğunu kavrayabilmesi için aslında çok fazla bilgiye ihtiyacı yoktur. Küçük bir çocuk da, yetişkin bir insan da kendi vicdanı ve aklı ölçüsünde yaratıldığını kavrayabilir. Bu konuda Kuran’da bildirilen Hz. İbrahim (as)’ın konuşması çok güzel bir örnektir.

Hz. İbrahim (as) Allah’a iman etmeyen, putlara tapan bir kavim içinde yaşıyordu. Kendisine Allah’ın varlığı ile ilgili hiçbir bilgi öğretilmediği halde aklı ve vicdanı ile yaratıldığını, üstelik gökleri ve yeri yaratan Allah tarafından var edildiğini kavramıştı. Kuran’da bu konu şöyle anlatılır:

Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: “Bu benim rabbimdir.” Fakat (yıldız) kayboluverince: “Ben kaybolup-gidenleri sevmem” demişti. Ardından ay’ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: “Bu benim rabbim” demiş, fakat o da kayboluverince: “Andolsun” demişti, “Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum.” Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: “İşte bu benim rabbim, bu en büyük” demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: “Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.” “Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim.” (Enam Suresi, 76-79)

Hz. İbrahim (as) ‘ın örnek tavrında da gördüğümüz gibi aklı ve vicdanı olan, ‘zulüm ve büyüklenme sebebiyle inkar etmeyen’ her insan, kainatın yaratılmış olduğunu; üstelik de çok büyük bir düzen ve uyum ile yaratılmış olduğunu kavrayabilecek bir anlayışa sahiptir.

Elbette gözler önündeki bunca kanıta rağmen Allah’ın varlığını inkar eden insanların durumu, akıl ve vicdan sahibi insanlar için oldukça şaşırtıcıdır. Nitekim Kuran’da Allah’ın yaratma gücüne inanmayanlarla ilgili olarak şöyle bildirilmiştir:

“Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: “Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.” (Rad Suresi, 5)

Bu kitapta anlatılanlar, sizin için tüm yaşamınızdaki en önemli konudur. Belki bu konuyu şimdiye kadar bu denli önemli görmemiş, hatta hiç düşünmemiş olabilirsiniz. Ancak, emin olun, sizi yaratmış olan Allah’ı tanımak, başka herşeyden çok önemli ve aciliyetlidir.

O’nun size verdiklerini bir düşünün; Hayatınızı sürdürebilmeniz için özel yaratılmış, tüm detaylarıyla ince ince düzenlenmiş bir dünyada yaşıyorsunuz. Dünyaya gelmek için ve bu düzeni sağlamak için hiçbir şey yapmadınız; sizin bu konuda hiçbir katkınız olmadı. Sadece bir gün gözünüzü açtınız ve kendinizi sayısız nimet içerisinde buldunuz. Görebiliyorsunuz, duyabiliyorsunuz, hissedebiliyorsunuz…

Tüm bunların nedeni, Allah’ın böyle bir yaratma dilemiş olmasıdır. Bir ayette şöyle denir:

Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi, 78)

Ayette de belirtildiği gibi, sahip olduğunuz herşeyi size veren ve içinde yaşadığınız tüm kainatı yaratan, Allah’tan başkası değildir. Öyleyse gelin sizi Yaratan’a teslim olun ve verdiği tüm nimetlere karşılık ona şükredin, böylece sonsuz bir kazanç sağlayın. Eğer aksini yaparsanız nankörlük edecek ve Allah’ın dilemesiyle sonsuza kadar sürecek bir azabın içine kendinizi atmış olacaksınız …

Emin olun ki, Allah vardır ve size çok yakındır …

Her yaptığınızı görür ve bilir, her sözünüzü işitir …

Ve emin olun, siz de dahil olmak üzere tüm insanlar çok yakında Yüce Rabbimiz Allah’a hesap verecektir…

Dediler ki: “Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”
(Bakara Suresi, 32)