Sayın Adnan Oktar’ın 11 Eylül 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 11 Eylül 2013

 

(Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’la görüşmesinin ardından Rusya’nın kimyasal silahlarını uluslararası topluma devretme teklifini kabul ettiklerini açıkladı.)

Hani yoktu? O hepsini vermez silahın. Aslında oyalayacak. “Gelin bakın” diyecek, “Verdik” diyecek, “Veriyoruz” diyecek. Mesela adamda 100 tonsa, 20 tonunu verir. “Bende bu kadar var” diyecek, onlar da inanacaklar tabii. Öyle olmaz. Nerede olduğunu araştırmaları lazım, çok vardır onda, çok çok fazladır.

 

(ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Harry Reid, Başkan Barack Obama’yı Suriye’ye askeri operasyon düzenleme konusunda yetkilendirecek oylamanın ertelendiğini açıkladı.)

Bunlar kader içerisindeki hareketler, kader içerisindeki zigzaglar. Obama daha anasından doğmadan oraya başkandı, bilmiyordu, kaderindeydi bilmiyordu. Kaderin akışı. Aslında savaşı önce istediler, hemen yapacaklardı. Sonra “Vazgeçtik” dediler. Onları vazgeçiren güçler oldu. Belki bir kişi, belki iki kişi, belki üç kişi. Ve vazgeçtiler. Şimdi o vazgeçmenin mantığını oturtmaya çalışıyorlar, konu bu. Ama orada savaş durmaz, sürekli devam eder. Kan akmaya, huzursuzluk yaşanmaya devam eder.

 

(Başbakan Erdoğan Suriye Devlet Başkanı Esad'ın elindeki kimyasal silahları Rusya'ya vererek sorumluluktan kaçamayacağını, Esad yönetiminin bir an önce görevden ayrılması gerektiğini ve ortaya atılan formüllerin Esad yönetimine zaman kazandırdığını söyledi.)

Tabii ki bu en az 3-5 ay, 6-7 aya yayılacak bir şey. Sonunda da bir avuç bir şey verir. Usül budur zaten. Mafyada da öyle mesela silah yakalıyorlar. Ne kadar, deniyor; para hesabıyla şu kadar, diyor. Halbuki asıl kısmı elde edilemiyor, bir kısmı elde ediliyor. Amerikalıları da biraz saf biliyorlar herhalde. Ama bombalamayla da olmaz çünkü nerede olduğunu tespit etmeleri gerekiyor. Yani oraya girip her yeri didik didik etmedikten sonra anlaşılmaz. Onun için İslam ülkelerinin askerlerinin oraya girmeleri lazım. 70 İslam ülkesi, 70 yerden, 70 tümenle, 70 saatlik bir operasyonla konuyu bitirecek. Bunun dışında olmaz, hiç boşa inat etmesinler.

 

(Fukuşima'daki nükleer tehdit "ciddi" seviyede olmasına rağmen 2020 olimpiyatlarına ev sahipliği yapmaya hak kazanan Japonya'da radyasyon tehlikesine nasıl bir kalıcı çözüm getirileceği belirsizliğini koruyor.)

Normalde İstanbul’u tercih ederlerdi ama İstanbul’a geldiğinde adam Hristiyanlara karşı bir yapı görürse, Musevilere karşı bir yapı görürse, bağnazlarla karşılaşacağını bilirse, böyle garip insanlarla karşılaşacağını bilirse az da olsa insanlar kendini güvende hissetmez. İnsanlar neşe arar, mutluluk arar, sevinç arar. Kadınlar özgürlük arar. Başı açık hanımlara homurdanacaklarsa, dekolte giyen hanımlara homurdanacaklarsa adam niye gelsin? Kendine hakaret ettirir mi insanlar? Tek sebebi budur, başka sebebi yok. Yoksa Türkiye’yi canı gönülden isterler ve her seferinde isterler. İstanbul, içleri erir yani, en çok isteyecekleri yer. Tesisler de müsait, her şey müsait. Tek neden budur, reddedilme nedeni.

 

2014’te Daha Hareketli, Daha Karmaşık Bir Dünya Ortaya Çıkacak

Allah’ın güzel bir planı var, o plan sürekli işliyor. Dünyada yeri yerinden oynatıyor Cenab-ı Allah. Şimdi Suriye’yi hareketlendirdi, yakın bir zamanda başka bir ülkeyi hareketlendirecek. Sürekli bu devam edecek böyle. Verdiği vakit geldiğinde de istediği oluyor. Dünyaya bir hareketlilik, süs olsun diye bunu yaratmış. Bakalım, 2014’te neler olacak? Daha hareketli, daha karmaşık bir dünya ortaya çıkacak.

 

Komünistlik İyi, Güzel Bir Şey Olsa Görürdük

Soğuk, kötü, acımasız, sevgisiz bir sistem. Çok korkunç, çok ürkütücü. Bir kere sevgi yok, merhamet yok, Allah korkusu, Allah sevgisi yok. Neye yarar? “Size iyi iş imkanı bulacağız, zenginlerin malını vereceğiz.” Zenginin malını da istemiyorum, hiçbir şey istediğim yok. Ben huzur istiyorum, güzellik istiyorum, sevgi istiyorum. Allah sevgisi olsun, merhamet, muhabbet olsun yeter. Zenginin malını zorla elinden alıp millete dağıtmak, iş mi şu? Bununla nasıl mutlu olunur?

 

(Gezi eylemlerinde saldırıya uğrayan ve 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’la ilgili iddianame tamamlandı. İddianamede, 5’i tutuklu, 3’ü tutuksuz 8 kişinin cezalandırılması istendi.)

Allah rahmet etsin o delikanlıya. Komünist zihniyette, ne kadar adam ölürse, ortalık ne kadar karışırsa o kadar etkili görülür. O kargaşada insanlar çünkü şuurlu hareket edemiyorlar. Diyor, “Bunu hükümet yaptı.” Birkaç kulaktan dolma bir şey duyuyor. “150 ölü var” diyorlar örneğin. Adam cinnet geçiriyor, eline bir odun alıp sokağa fırlıyor. Yani şuursuzca kendi fikrine taraftar adamlara saldırıyor, haberi bile olmuyor, aynı kafada, aynı mantıkta. Ve şuur, mantık, sevgi, merhamet, akıl gibi insani melekeler öyle dehşet ortamında kalkar. Muhakeme, yargı bozulur artık.

Sokağa düştü mü bir adam kalabalıktır onun aklı artık. Kalabalık nereye giderse o da oraya gider. Kalabalık ne yapıyorsa o da onu yapar. Madımak olayında öyle olmuştu. Cinnet geçirdi kalabalık, gittiler Madımak otelini yaktılar. Adamlar içeride bas bas bağırıyorlar, dışarı çıkacaklar. Dışarı çıkmalarını da engelliyorlar. Herkes orada cinayete şerik oluyor, cinayetin ortağı oluyor. Ama tek başına olsa adam, ödü kopar; bir insanın yanarak ölmesi ne demek? Hiçbir şekilde kabul etmez.

 

(“Eğer Allah her şeyi biliyorsa nasıl hür irademiz olabilir? Yapacağımız her şeyi bilirse sonunda cennete ya da cehenneme gideceğimizi bilmiyor mudur? Eğer biliyorsa hür olamayız, eğer bilmiyorsa yaratılış ile çelişmez mi?” sorusuna yönelik.)

Tek bir an var, tek bir an olunca böyle oluyor zaten.

Zaman inanç. Zaman diye bir şey yok ki. Sen zamanın içinde olduğun için tabii sana çok çok acayip geliyordur. Çünkü zaman inanç olarak beyninde var, kurtulamazsın ondan. Zaman seni sürüklüyor beyninde. Dışarıda zaman yok, an var, tek bir an var. An ne kadar bir zaman biliyor musun? Sonsuz kısa zamana an deniyor, sonsuz kısa. O sonsuz kısa zaman içerisinde, sonsuz uzun zamanı Allah yaratmış. Kader işte bu. Kafanda inanç. Sonsuz kısa zaman içinde her şeyi yapıp bitirdin. Kim yaptırıp bitirdi? Allah yaptırıp bitirdi sana. Kavrayabiliyor musun? Kavrayamıyorsun. Niye kavrayamıyorsun? Beynini bir tart bakalım, bir düşün, hacmine bir bak. Bir de Allah’ın aklına bak. Allah’ın aklının yanında biz hiçiz. Allah’ın aklının yanında bir tecelliyiz biz. Ama benim bu anlattığım bilimsel. Einstein söylüyor, “Zaman diye bir şey yoktur. Zaman algı biçimidir” diyor. “Mekan diye de bir şey yoktur, o da algı biçimi” diyor. Mesela biz, “Uzay ne kadar büyük” diyoruz. Başka bir canlı bütün uzayı, şu tespihin tanesi var ya, eline içine alır bütün uzayı “Bu nedir böyle gittikçe gelişiyor” der. Bütün uzay onun için o kadardır, senin için ama çok büyüktür. Bir başkası için mikroskopta görülecek kadar küçüktür bütün uzay. Bir başkası için elektron mikroskobuyla görülecek kadar küçüktür. Bir başkası için de elektron mikroskobuyla göremeyeceği kadar küçüktür. Nasıl bu? Acayip. Allah’ın yaratışı acayip işte. Hep acayip, hep acayip, hep acayip.

 

(Dün KCK’dan yapılan açıklamada hükümetin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konusunda adım atmadığı öne sürülerek geri çekilmenin durdurulduğu açıklandı.)

Ne alakası var. Daha ne yapsınlar? İşte AKP yönetimi zamanında sıkıyönetimi kaldırdılar. Olağanüstü hali kaldırdılar. Herkes huzur içinde, rahat, kimseye baskı yapmıyorlar. Polis halka son derece saygılı, asker saygılı.

 

(İstiklal caddesinde polisin müdahale ettiği protestolar konusunda bir açıklama yapan Vali Hüseyin Avni Mutlu, “Sayıları 2 bine ulaşmayan marjinal örgüt mensuplarının İstiklal Caddesi’ndeki eylemlerine polisimiz zaman zaman müdahale etmektedir. Bazı yayın organlarında, bu eylemleri yaygın ve güçlü gösterme propagandalarına itibar edilmemesi ve halkımızın emin olmasını dilerim.” ifadelerini kullandı.)

Halkın %99’u böyle şeylere karşı olur. Yani kepazelik, olay çıkarma falan gıcık olur halk, hiç hoşlanmaz öyle şeyden. Çünkü çok tedirgin de olurlar. Tabii biraz kargaşa, olay çıkması, rezalet çıkması falan bir kollektif akıl ortaya çıkıyor onların mantığıyla, yani bozulmuş bir ruh hali meydana geliyor. O ortamda her türlü suç işlenebiliyor, her türlü anormallik yapılabiliyor. Onu esas alan bir tavır içindeler; yani kalabalıkla suç işleyelim, olay yapalım kafasındalar ve netice alacaklarını zannediyorlar. 70-80 sene, 100 sene önceki ideolojilerin oluşabileceğine inanıyorlar. Hakikaten olacağına kanaat getirmişler demek ki.

Türkiye’de bu maya tutmaz. Türkiye bu iş için müsait değil. Türk halkı bayağı akıllıdır, çok tutarlı, mantıklıdır. Öyle kepazelik, rezalet olay çıkarma, provokasyona gelme bizim milletimizde olmaz.

 

Tevrat’tan Sözler

“Rabbe övgüler sunun” diyor 149. Mezmurlar’da.

“Rabbe yeni bir ezgi söyleyin. Sadık kullarının toplantısında O’nu ezgilerle övün.” Yani “Müslümanlar biraraya gelsin, Allah’ı övsünler” diyor.

“İsrail Yaratıcısında sevinç bulsun.” O devrin müminleri ve bütün Müslümanlar Allah’ın varlığında sevinç bulsun.

“Siyon halkı krallarıyla coşsun.” Yani “Birbirinizi sevin” diyor, “Liderinizi”. Mesela bak, krala karşı bir nefret değil, coşun diyor. Lideri sevmek, halkın liderini, liderin de halkı sevmesi çok önemli.

“Dans ederek övgüler sunsunlar O’nun adına.” Bak, dans Tevrat’ta açık açık övülüyor.

“Tef ve lir çalarak O’nu ilahilerle övsünler.” Demek ki Allah’ı öven güzel şarkılar makbul.

“Çünkü Rab halkından hoşlanır. Alçakgönüllüleri zafer tacıyla süsler.” Demek ki enaniyetliler kaybediyor, alçakgönüllüler kazanıyor. Onun için enaniyetli, mütekebbir, kendini büyük gören lider olmayacak inşaAllah.

“Bu onurla mutlu olsun sadık kulları.” Yani mutlu olsun Müslümanlar diyor Allah.

 

(Muhalif güçler tarafından ele geçirilen bir kameradan alınan görüntülerde; İran askerlerinin Suriye askerlerini denetlediği, Halep çevresindeki çatışmalar sırasında haberleşmeyi yürüttüğü ve rejim yanlısı milisleri komuta ettiği görülüyor.)

İran’ın hali malum. İran komünist bloğun hamiliğini yapıyor. Komünistlik asıl amaç. İslam’ı kullanıyorlar. İçlerinden gülüyorlardır o hurafe mehdi inancına. Çünkü anlattıkları mehdinin hiçbir zaman için gelmeyeceği belli. Hâşâ Allah gibi görüyorlar mehdiyi. “Sizin içinizi bilir, dışınızı bilir, size rızık verir, her yerdedir, her an hâkimdir size, hem zahirdir hem batındır.” Kuran’da Allah’ın tarifini haşa mehdiye vermişler. Adeta dinle alay ediyorlar hâşâ. Böyle bir durumda felaket gelir, Allah esirgesin.

 

(Mısır Dini Vakıflar Bakanlığı 55 bin civarında din görevlisinin camilerde vaaz vermesini engelledi.)

Baş edecekleri bir konu değil ki bu. Halk illa ki konuşur. Evlere gider konuşur, sokaklara gider konuşur. Camide vaaz vermeyi engellemeyle nereye gideceksin? Akıl mı şu? O zaman Kuran’ın gerçeğini anlat. Onu da anlatmıyorsun. Susturmayla olmaz. Belli ki yıkılacak sistem. Belli ki deccal sistemi olmuş, belli ki firavun sistemi gelmiş. Ama bağnazlık mı firavunluk mu? İkisi de olmaz. İlla ki mehdiyet, sahabe İslam’ı.

 

(Esad’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmama şartıyla istifayı kabul ettiği ancak Amerika’nın bu şartı reddettiği ileri sürüldü.)

Tamam, işte gitsin Irak’ta mı kalıyor başka bir ülkede de olabilir, gitsin kalsın. İran’a da gidebilir. Milleti bu beladan kurtarsın. Deli gibi, deliye dönmüş, bütün sinirleri de bozulmuş çok dengesiz bir halde.

 

Yüzlerce Ayetten Bilimin Farz Olduğunu Anlıyoruz

Ayet Açıklaması

 “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru."” (Ali İmran Suresi, 191)

Hangi bilim dalları buna bakıyor? Astronomi, jeoloji, paleontoloji, arkeoloji… Ucu bucağı yok. Bütün bilim dallarını farz kılmış Allah, inceleyin diyor. Üstünkörü bir inceleme değil Kuran’da kastedilen. Derin ve kapsamlı. Allah’ın sanatını anlamaya, çözmeye, fark etmeye, bilmeye ve takdire yönelik bir emir bu. “Yer ve gök.” Yerde, hayvanlar, bitkiler, mikroplar, bakteriler her şey incelenecek; gökte de gök taşları dâhil her şey incelenecek. Yerin yapısı incelenecek. Bunu Allah farz kılmış Müslümanlara. Bilimin farz olduğunu anlıyoruz yüzlerce ayetten.

 

Samimiyetsizlik, Sevgisizlik Dünyayı Bir Süre Daha Boğacak

En sonunda çok sade bir akılla dünyada yaşayabileceklerini anlayacaklar. Çok sade bir akılla. Karmakarışık bir sistem var gibi gösteriliyor insanlara.

Baskı çok çok rahatsız edici bir şey, kepazelik çıkarma da çok rahatsız edici bir şey. Huzurlu ol, güzel ol, neşeli ol, eğlen, dürüst ol, kimsenin canını yakma, Allah’ı çok sev, aşkla bağlan Allah’a, yalan söyleme, insanlara iyilik yap. İki günlük dünya, ne gerek var şu kadar deliliğe, kepazeliğe? Bu kadar bombaya, silaha, kana, bağırtıya çağırtıya ne gerek var? Bütün dünyaya kan ağlatıyorlar. Sade bir akılla aklı başında bir insan bütün dünyayı yönetir. Hiç karmaşık bir şey yok. Gayet makul. Kadınlar da mutlu olur, çocuklar da mutlu olur, insanlar da mutlu olur. Fakat kader böyle. Bir süre sonra yeni bir güzellik, yeni bir açılım, yeni bir ihtişamla mehdiyet filizlenip boy gösterecek, inşaAllah.

 

(CHP Silivri Gençlik Kolları üyelerinin taşıdığı pankarttaki “Gençliğe hitabe ayet değildir Atatürk’ün vasiyetidir, çiğnetmeyiniz” yazısı tepki çekti.)

İnanılır gibi değil, buna nasıl müsaade etmişler böyle bir şeye? Ondan sonra da ne söyleyeceğiz? Bunu yapınca adamlar CHP ile ilgili ileri geri konuşuyor adam bu sefer. Ne söyleyelim delil gösterdiğinde bunu? Özür dilesinler bununla ilgili. Ayet kutsaldır, nasıl çiğniyorsun sen? Atatürk’ün vasiyeti; aydın olmak, ilerici olmak, barışçı olmak, sevgi dolu olmak, Kuran’a sarılmak, İttihad-ı İslam’ı istemek,  Türk İslam Birliği’ni istemek. Derhal özür dilesinler.

 

(Obama, eşinin Suriye’ye karşı yapılacak askeri operasyona karşı olduğunu söyledi.)

Tabii ki. Amerikan halkı çok güzel bir insan topluluğu. Neşeleri güzel, efendilikleri güzel, sevinçleri güzel. Amerika dünya için bir nimet. Amerikan halkı dünya için bir nimet. Çok güzel sevinçleri, dostlukları, aile bağları, komşuluk münasebetleri, insanlara karşı nezaketleri, insan sevgileri muhteşem. Bu milletin güçlü olması, kuvvetli olması, sağlıklı olması duamız. Yanlışları için konuşuruz, anlatırız ikna ederiz; ama doğruları çok fazla olan bir millet. Güzel insanlar.

http://harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/169527/Sayin-Adnan-Oktarin-11-Eylul-2013-tarihli-sohbetinden-onemli-basliklar

About the author