Sayın Adnan Oktar’ın 25 Ekim 2013 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 25 Ekim 2013


(Başbakanımızın Kosova ziyareti sırasında orada bulunan Nagehan Alçı; ''Ayağımızı Kosova'ya bastığımız andan itibaren her noktada, Başbakanla ilgili bir kalabalıkla karşılaştım. Öyle ki Prizren’de okullar tatil edilmişti. Her yere Erdoğan’ın dev posterleri asılmıştı. Televizyon, gazete ve radyolar neredeyse sadece bu ziyaretten bahsediyordu. Ve kısacası Kosovalılar adeta kendi liderlerini karşıladılar. Bu insana acayip bir gurur veriyor'' dedi. Ve neredeyse herkes de Türkçe konuşuyormuş.)

Kosova, Evlad-ı Fatihan’ın yurdudur. Bediüzzaman diyor; “Avrupa bir İslami devlete hamile, bunu göreceksiniz” diyor. Buyurun, dediği aynısıyla çıktı işte. “Müslüman bir devlete hamile” dedi. Aynısı çıktı. Kosova bizim ruhumuz, bizim güzelliğimiz, bizim heyecanımız. Onlardaki coşkunun sebebi Osmanlı'dan gelen muhabbet. Hepsi özbeöz kardeşimiz. Sıcaklığı, kardeşliği, barışı, sevgiyi bütün Avrupa'ya oradan yayacağız, inşaAllah.


(Başbakanımızın Kosova'daki konuşmasında kullandığı; ''Türkiye Kosova'dır, Kosova Türkiye'dir'' ifadesinin Sırbistan Dışişleri Bakanlığı'nca kınandığı duyuruldu.)

Ayıp. Niye, ne güzel. Bir sevgi ifadesi. Biz orayı ilhak ettik anlamında değil. Bir sevgi bütünlüğü. Rahatsız olacakları bir şey yok. Biz oradaki bütün ülkeleri seviyoruz. Bütün vatandaşları seviyoruz, bütün insanlara muhabbet duyuyoruz. Oradaki sevgimizi anlamamaları mümkün değil. Orada bir fetih siyaseti yok. Bir muhabbet siyaseti, bir sevgi ve coşku siyaseti var, barış siyaseti var. Faşist ruha, komünist ruha, dehşet ruhuna, sevgisizlik ruhuna indirilmiş bir şamardır Kosova. Güzelliğiyle, sevgisiyle, narin hoşluğuyla Avrupa'nın süsü. Dolayısıyla tedirgin olmaları için hiçbir neden yok. Eskiden kalma tedirginlikler belki olabilir. Türkiye o dönemleri çoktan geçti.

 

(İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Hüseyin Nakavi; ''Tahran'daki nükleer tesiste %20 oranında zenginleştirilmiş yakıta ihtiyaç vardı. Ancak gerekli yakıt temin edilmiştir. Artık uranyum zenginleştirmeye gerek kalmamıştır ve üretimi yapılmamaktadır'' açıklamasında bulundu.)

Tamam işte mesele hallolmuş. Kardeşim, yapmasınlar, etmesinler. Boş yere İsrail de tedirgin oluyor, dünya da tedirgin oluyor. Adamlar atom bombası yapacaksa onu öttüre öttüre yaparlar. Olur mu öyle şey? Bütün dünyada, her ülkede var hemen hemen atom bombası. Asıl olan atom bombasının bütün dünyadan yok edilmesi. Yoksa; şu ülke yapmasın, bu ülke yapmasın, şu ülke tehlikeli, bu tehlikesiz. Böyle bir şey yok. Kuzey Kore son derece tehlikeli bir ülke. Bayağı psikopat bakış açısı Kuzey Kore’nin, çok acımasız. Adamlar atom bombası denemesi yapıyor. Adamların stoku var. “Etkisi nasıl oluyor, onu merak ediyoruz” diyorlar. Amerika'nın burnunun dibinde. Çok rahat vurabilirler Kore'den Amerika'yı.

 

(Belarus'un başkenti Minsk'de gerçekleşen Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi'nden konuşan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Türkiye'nin de Rusya-Kazakistan-Belarus arasında oluşturulan Gümrük Birliği’ne girmek istediğini açıkladı.)

İyi olur. Gümrük birliği, şu birliği, bu birliği. Sonuçta sınırların kaldırılması. Ama gümrük birliği eğer sadece ticari amaçla, çıkar amaçla olursa onun hiçbir anlamı yok. Sevgi amacıyla, muhabbet amacıyla olursa çok anlamlı olur. Ticari amaçla bir açıklaması yok. O sevgiyi sağlamaz. Dostluğu da sağlamaz, kardeşliği de sağlamaz.


(İçişleri Bakanlığı’na gizli yazı gönderen Jandarma Genel Komutanlığı, Suriye'deki Irak-Şam İslam Devleti Örgütü'nün Türkiye'de bombalı saldırılar yapmak için hazırlık yaptığı istihbaratını bildirdi.)

Türkiye o işler için pek müsait bir yer değil. Armut gibi yakalanırlar, cezaevinde de hoşafa dönerler. Akıllı olsunlar, densizliği bıraksınlar. Ama oraları müsait görüyorlar tabii, Irak, Suriye falan. Oralar baştanbaşa müsait görünüyor. Ve durulmaz da, Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının dışında durulmaz. Durulmayacak da, göreceksiniz. Suudi Arabistan'a yayılacak, İran'a yayılacak, Fas, Tunus ve Cezayir'e yayılacak, Libya daha da karmaşık hale gelecek. Ancak Mehdiyetle durulacak. Bunu göreceksiniz.

 

(Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Irak Başbakanı Maliki arasında 2 yıldır ciddi polemiklere neden olan gerilimi düşürmeye ve iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik önemli bir temas trafiği başlatıldı.)

Bunlar güzel işte. Tabii kardeşim, tamamen gereksiz. Her ülkeyle bozulan düzen düzeltilsin. Hepsi. Ve özellikle İsrail. Ne gerek kardeşim? Biz sevginin, barışın, güzelliğin insanlarıyız. Muhalif olamayız hiç kimseye. Mısır için de aynı geçerlilik var. Orduyu da destekleriz, Müslüman Kardeşleri de destekleriz, halkı da destekleriz. Mısır'ın bütününü destekleriz biz. Biz taraf olamayız. Onlar insan değil mi? Onlara da sahip çıkıyoruz biz. Türkiye hiçbir şekilde küçük bir grubun yahut büyük bir grubun tarafı olamaz. Türkiye bütün milletlerin tamamının tarafıdır. Üslup olarak, ruh olarak şefkat, merhamet, sevgi. Bir kişi dışarıda kalsa biz ona bile sahip çıkarız. 99 kişi varsa, 1 kişiyi kenarda görürsek ona da sahip çıkarız, unutmayız onu. 99 bize yetmez, illa ki 100 olacak; hepsi.

 

Deccal Çıktı. Deccal, Darwinizm- Materyalizmdir

Dünyayı dinsiz yaptı. Dünyanın tarihinde ilk defa bu kadar çok insan dinsiz ve ateist oldu. Hiç kainatta böyle bir olaya rastlanmadı şu ana kadar. İnsanların %99'unu ateist, materyalist ve Darwinist hale getirdi deccaliyet. Bu muazzam bir orandır. Ve bu kadar çok Müslüman hiç öldürülmedi tarihte. Mesela kısa süre içerisinde 4 milyon Müslüman öldürüldü. Cengiz fitnesinde, Hulagü fitnesinde bile bu sayılara ulaşılmadı. Muazzam bir katliam yaşanıyor, muazzam bir fitne yaşanıyor.

 

Dünyada Uyuşturucunun Durması Ancak Mehdiyetle Mümkündür

Uyuşturucu satıcılarıyla polis mücadele ediyor ama netice alamaz. Hiçbir şekilde netice alamaz. Yine operasyon yapılmış. Şu an uyuşturucuya ihtiyacı olan, istediği gibi gider bulur. Her semtte, her şehirde bu böyle. Şu an çıksın adam, istediği gibi bulur. Operasyon yapılması belki biraz daha fiyatını artırıyor, o kadar. Mehdiyetin dışında uyuşturucu durmaz dünyada. Dünyada uyuşturucunun durması, bu belaların durması ancak Mehdiyetle mümkündür. Açık açık söylüyorum.

 

(Emre Çalışkan, hükümetle Gülen cemaati arasında var olduğu öne sürülen gerginliğe dikkat çekerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Hakan Fidan'ın cemaatin hedefinde olabileceği iddiasını sorgulamış. Çalışkan, Hakan Fidan'ın İran yanlısı olduğu iddialarının İsrail'i rahatsız ettiği yönündeki haberlere dikkat çekti.)

Yok, onlardan bir şey çıkmaz. Türkiye bayağı aklı başında bir ülke. İran'ın bakış açısını yakından takip eden bir ülke. İran'da bir sahte mehdi inancı vardır. Haşa, mehdiyi Allah gibi görürler bazıları. Yanlış bir kafadadırlar. Bu tabii dünya için bir tehlike olduğu için Türkiye de bu ciddi tehlikeyi yakından takip ediyor. Ama bunu fiiliyata geçirecek ne bir cesaret ne bir güç İran'da mevcut değil. O kafada, o yapıda bir adam yok. Ama halkı siyasi olarak oyalamak için, politik demeçlerinde bu tip üslup kullanıyorlar. Yoksa İran yerinden bile kıpırdayamaz. Öyle bir şey yapacak gücü yok.

 

(Özcan Tikit, David Ignatius'un Hakan Fidan'la ilgili yazısını yorumlamış. Haberin Türkiye-İsrail ilişkisini düzeltmek için Mossad ve CIA katkısıyla hazırlandığını, Türkiye'de gündem olduğunu ve '10 ajan' vurgusuyla Türk kamuoyunda Mavi Marmara'da şehit olan 9 vatandaşımıza yönelik 'karşılığı alındı' algısının hedeflendiğini iddia etmiş.)

Türkiye öyle şeye tenezzül etmez. Türk politikası Osmanlı döneminden beri, eskiden beri çok ağır ve aklı başındadır, asildir. Öyle sıradan girişimler, sıradan tavırlar Türkiye'de olmaz. Çünkü eski, asil, soylu bir devlettir Türk Devleti. Derme çatma bir devlet değildir. Öyle bir şeyi Türkiye'den beklemesinler.

 

(Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Suriyeli mültecilerin bulunduğu kampları terk edip Avrupa'ya gelmeyi denemeleri sonucunun doğmaması için Suriye'ye komşu olan Lübnan, Ürdün ve Türkiye'ye yardım edilmesini istemiş.)

Bu söylenmez. Ama bir nezakettir. Türkiye'ye yardım etme değil de oradaki göçmenlere yardım etmeleri lazım. Türkiye'nin yardıma ihtiyacı yok. Türkiye herkese yardım ediyor. O göçmen insanlara, o fakir insanlara bütün dünyanın yardım etmesi gerekir, özellikle İslam ülkelerinin. Ama Mehdiyet olmadığı için, başlarında bir imam bulunmadığı için, başlarında bir lider bulunmadığı için İslam alemi rüzgarda savrulan yaprak gibi. Müthiş ızdırap, acılar içerisinde, adeta kıvranıyor. Halbuki İslam ülkeleri çok çok zengin. O bir avuç kardeşimizi müthiş bir ferahlık, müthiş bir huzur içerisinde zengin bir hayatla yaşatacak güce yüzlerce, binlerce kere sahipler. Ama İttihad-ı İslam olmadığı için, İttihad-ı İslam'a karşı geniş bir cephe oluştuğu için birlik, beraberliğin olmamanın bereketsizliği, uğursuzluğu o garibanların üzerinde çok tecelli ediyor.

 

(12 Eylül askeri darbesine ilişkin dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'le, Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ali Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı davada TCK'nın 'devlet kurumları aleyhine cürümler' başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi.)

Kardeşim diyorlar ki; “Öbürleri darbe yapmadı. Yapsalar tamam da, darbe yapmadı” diyorlar. Bunlar işte yapmış. Ama bu yaşta adam, çok geç kaldılar yargılamak için. Ama yine de hayır var. Sembolik de olsa çok faydası olacağına inanıyoruz.

 

(Anadolu Ajansı'nın ve TRT Haber'in son dakika haberi olarak duyurduklarına göre Japonya'da 7.3 büyüklüğünde bir deprem olmuş. Fukuşima Nükleer Santrali’nde alarm verilmiş ve çalışanlar santrali boşaltıyorlarmış şu an.)

Depremler geceli gündüzlü devam ediyor. Dünya tarihinde bu kadar sık deprem yok. 1980'lerden sonra, Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan sonra akılalmaz bir hızla ve akıl almaz bir yükseklikte müthiş bir deprem artışı başladı, Peygamberimiz (sav)'in aynı söylediği gibi. Bu büyük bir mucizedir. Ama hiçbir büyük gazete, hiçbir ajans Peygamberimiz (sav)'in bu mucizesini dile getirmiyor. Diğer mucizelerini de alimler, hocaların büyük bir bölümü gizliyor, saklıyor. Bu mucizeyi de saklıyorlar. Bu yaptıklarına müthiş pişman olacaklar, çok utanacaklar ahirette. İnanılır gibi değil. Ne cesaret yani Peygamber (sav)'in mucizesini saklıyorsun? Ne olur söylesen? “Ne olur, İttihad-ı İslam olur” diyor. “Ne olur?” diyorsun. “Hz. Mehdi (as)'ın alameti olur” diyor. “İsa Mesih (as)'ın iniş alameti olur, ben de karşıyım” diyor. Bu kadar mucize saklanması İslam tarihinde hiç yok. Hep Peygamber (sav)'in mucizeleri her zaman söylenmiştir. İlk defa büyük bir titizlikle Peygamberimiz (sav)'in mucizeleri saklanıyor. Ödleri kopuyor.

Mesela kuyrukluyıldızın çıkışını hiç kimse hiçbir yerde söylemiyor, hiçbir alim. Çok nadir. Çok az alim söylüyor. ‘15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmalarını kimse söylemiyor. Söylememeye devam ediyorlar ısrarla. Ama biz de herkese anlatıyoruz.

 

(Amerika’yla beş ayaklı ticaret devrimi dönemi başladı. Bu kapsamda ilk olarak İstanbul’da Ortadoğu Diyalog Merkezi kurulacak ve Mısır, Ürdün, Filistin, İsrail, Amerika ve Türkiye işbirliği sekretaryası oluşturulacak.)

Ondan hiçbir şey çıkmaz. Sevgi olmadıktan sonra, Mehdiyet olmadıktan sonra, bunlar hep kağıt üzerinde kalır. Bak, kaç çeşit birlik var. Kaç çeşit İslam birliği var. Büyük binaları var, sekreterlikleri var, müdürlükleri var. Dünyanın parası harcanıyor ama içinde ruh yok, ihlas yok ve samimiyet yok. O yüzden ölü sistem olarak duruyor. Ölü sistemler bunlar. Hiçbir şey çıkmaz öyle bir şeyden.

 

Mehdi (as)’la İlgili Hadisler

“Taberiye gölünden Tabut-u Sekine (kutsal sandık) çıkarılacak” diyor. “Omuzlanıp Beyt-i Makdis’e; Mehdi (as)’ın önüne konulacak. Museviler onu görünce birazı müstesna Müslüman olacaklar” diyor. Kutsal sandığın bulunması yaklaşıyor. Orijinal kutsal sandık. Binlerce seneden beri aranıyor, bulunamıyor. Allah sadece Mehdi (as)’a nasip edecek. Mehdi (as)’ ın bulunduğu mekanın önüne getirilip konacak sandık.

“Deniz Mehdi (as)’a ikiye bölünecek” diyor. “Arasına rahatlıkla girip geçecek.” Bu ’Marmaray’ projesine bakıyor. Deniz çünkü ikiye bölünmüş oluyor. Toprağın altında, kuru yoldan geçmiş oluyor. Düz cadde olarak yani denizin üstünden değil. Denizin altından bir yoldan geçmiş oluyor.

“Cebbarlar, münafık ve yardımcıları sizden uzaklaştırıldı denecek” deniyor o devirde; “gökten bir ses. Sarığın içinden bir adam Mehdi (as)’ ı göstererek şöyle haykıracak: “ İşte Allah’ın halifesi Mehdi (as), ona uyunuz.” Sarığın içinden; Şeyh Nazım Hocamıza, Şeyh Ahmet Efendiye, Şeyh Mehmet Efendiye bakıyor inşaAllah. Çünkü onlar sarığın içindeler. Ve ısrarla Mehdi (as)’ı müjdeleyen insanlar.

“Mehdi (as), kuru bir kamış ağacını, kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.” Bu Tevrat’ta da var. “Kamış” diye geçiyor. “Yere dikecek” diyor. ”Yeşillenecek” diyor.

Mehdi (as) devrinde hep gökten sesler. Daha önce hiç bu tip bir seslenme, dünya çapında insanın duyacağı bir seslenmeden bahsedilmiyor. Ama Mehdi (as) devrinde, tek bir noktadan birisi konuştuğunda bütün dünya duyuyor. Sırf Mehdi (as) devrine mahsus olarak. Ahir zamana mahsus olarak söyleniyor. Teknolojiyi, bilimi bu kadar net açıklayan bir hadis yok. Bütün teknoloji açıklanıyor; ahir zamanın teknolojisi. Bir şahsın oturduğu yerden konuştuğunda; aynı yerde duran insanın yüzünün, dünyanın her tarafından görünmesi ne demek? Televizyon değil mi bu? Sesin her yerden duyulması nedir? Bu da televizyon; internet. 1400 yıl öncesinden Peygamber (sav) bildiriyor ve aynısıyla çıkıyor. Ama bunu da söylemek istemiyorlar, bunu da gizliyorlar. Hayret edilecek bir şey. Sen Peygamber (sav)’in mucizesini nasıl cesaret ediyorsun gizlemeye? Bu gazetelerde, basında yer almış olsa çok büyük olay olur. Dünyanın bir numaralı konusu olur bu.

“Mehdi (a.s)’ın beraberinde Allah’ın Resulü (s.a.v.)’in gömleği” Yani hırkası, “kılıcı ve sancağı bulanacaktır” diyor. Nerede bunlar? Topkapı’da. Mehdi (a.s)’ın yanında diyor. Yanında ne demek? Birkaç km ötesi. Yanında duracak diyor. Nerede? Demek ki İstanbul’da, Türkiye’de.  Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar da açılmayacak diyor. Hakikaten şu an ceylan derisi bir kılıf içinde tutuluyor. Hiç kimse de açamıyor. “Mehdi (a.s) bütün defineleri bulacak” diyor işte kutsal sandık diğer kutsal emanetler. Hepsi bulunacak. Bütün ülkeler Avrupa, Afrika, Çin. Bütün ülkeler ona kapılarını açacaklar. Hint Kralları’na varıncaya kadar diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Her taraftan arıların kovanlarına gelip sığındığı gibi, gelip Mehdi (a.s)’a sığınacaklar. “Gökten üç büyük melek inip muhaliflerin yüzüne ve arkasına darbe indirecek.” Yani üç büyük melekten, Mehdi (a.s) yardım görecek. Meleklerin başında Cebrail (a.s) sonunda da Mikail (a.s) olacak. Mehdi (a.s)’a yardım ediyorlar Cebrail ile Mikail. “Mehdi (a.s)’ın zamanında kurtla koyun bir arada otlayacak. Çocuklar yılanla akreple oynayacak.” Yani en tehlikeli adamlar bile kuzu gibi olacaklar, ona bakıyor. “Tefecilik, veba, zina, içki gibi fena ihtiyatlar kalkacak. İnsanların ömürleri uzayacak. Emanetler yerine teslim edilecek.” Yani kimden ne alındıysa o emanet yerine teslim edilecek.

“Kötüler etkisiz hale gelecek, helak olacak. Ehl-i beyte buğz eden bir fert kalmayacak.” Yani Hz. Aişe’ye Hz. Ömer’e laf söyleyen hiç kimse kalmayacak çünkü mezhepler kalktığı için bütün Ehl-i beyte sevgi ile bakılıyor. “İnsanlar arasında Mehdi (a.s)’ın sözü sevilecek. Allah, Mehdi (a.s)’ın sayesinde kör fitneyi söndürecek.” Kör fitne şu an dünya âleminde olan fitne. İslam âleminin birbirine kırıp geçirmesi nedir? Kör fitne, açmaz fitne. Kör, görmeyen fitne. Fitne demiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Kör fitne diyor. Çok manidar, hakikaten bir kör açmaz var şu an, kör fitne var. “Yeryüzünde emniyet ve sükûn hâkim olacak.” Her yer ne anarşi ne terör, patlama, çatlama, molotof kokteyli, bombalama hiçbir şey olmuyor. Yeryüzünde emniyet ve sükûn hâkim olacak. Her yer huzurlu. Hatta bir kadın 5 kadın ile birlikte aralarında hiçbir erkek olmadığı halde serbestçe korkusuz hacca gidebilecek. Serbestçe, korkusuz. Yanlarında erkeğe ihtiyaç olmadan hacca gidecekler. Kadınlar özgür özgür gezecek diyor, her yerde.  “Yağmur çoğalacak” diyor. Yağmur çoğaldı.  “Yerlerde bereket artacak. Bütün, Peygamber (s.a.v.)’in sünnetini ihya edecek” diyor. Peygamber (s.a.v.)’in sünneti nedir? Kuran’dır. Soruyorlar sahabelere: Peygamber (s.a.v.)’in sünneti ne idi, diyorlar. Hz. Aişe annemize soruyorlar. Kuran’dı, diyor. “Bütün bid’atları uydurma hurafelerin hepsini kaldıracak” diyor Mehdi (a.s). Ahir zamanda aynı Peygamber (s.a.v.) gibi dinin icaplarını yerine getirecektir. Aynı sahabe dönemi gibi olacak diyor. “Zülkarneyn (a.s) ve Süleyman (a.s) gibi bütün dünyaya hâkim olacaktır.” Kuran’da Nur Suresi’nde diyor, “Daha önceleri hâkim ettiği gibi” diyor. Daha önceleri zaten kim olduğunu Allah Kuran’da belirtiyor. Süleyman (a.s) ve Zülkarneyn (a.s)’a işaret ediyor Allah. Onlar gibi diyor. Kuran’da tarif ettiklerim gibi diyor Allah. Dünyaya hâkim olacak. Nur Suresi 55’te.  Müslümanlar hâkim olacak diyor Allah. “Müslümanlara bütün her şeyleri geri verecektir.” Müslümanlardan gasp ile alınan ellerinden alınan topraklar mallar imkânlar hepsini geri verecektir.

“Yeryüzünde zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır.” Zulüm de olmuyor, işkence de olmuyor. Bütün derin devletleri kaldıracak Mehdi (a.s). Her şeyi hak ve adalet ölçüleriyle eşit bir halde taksim edecektir. Sosyalistler, komünistler oturdular sosyal hayattan bahsediyorlar. Hâlbuki Mehdiyet’ten öğrenmişler bunu. Bu 1000 yıllık kitap. Marks 100 sene önce yazmış. 1000 yıl önce Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Sosyal adaleti görüyor musun? Her şeyi diyor. Hak ve adalet ölçüleriyle eşit bir halde taksim edecektir. “Malı bütün Müslümanlar arasında dağıtacak” diyor. Eşit bir halde. “Böylece yer ve gök sakinleri ondan razı oldukları gibi havadaki kuşlar, ormandaki yırtıcı hayvanlar, denizdeki balıklar bile memnun olacaklar.” Balıkları da çok sevecek Mehdi (a.s). Kuşları çok sevecek, yırtıcı hayvanları da çok sevecek. Yanlış anlamasınlar da, kedileri, köpekleri hepsini inşaAllah. Hayvanlar onu tanıyacaklar. Mehdi (a.s)’ı çok sevecekler. “Ümmeti Muhammed (s.a.v.)’den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır.” Herkes ama. Alevi’si, Sünni’si, Bektaşi’si, Vahabi’si hepsi memnun kalıyor. Hatta ihtiyacı olan yok mu diye tellal bağırtılacak. İhtiyacımız yoktur cevabı verilecektir, diyor.

Büyük bir şehirde doğacağı belirtiliyor Mehdi (a.s)’ın. Medine büyük şehir anlamında. Onun mağrib ülkeden çıkacağı, oradan gidip denizi geçeceği anlatılmaktadır. Demek ki İstanbul’a doğudan geliyor. Batıya doğru geliyor. Denizi geçip, İstanbul’da faaliyete başlıyor. Detay da veriyor Peygamberimiz (s.a.v.). Onun zamanında diyor, denizi kuru bir yoldan geçecek diyor. Bu hem Marmaray’a hem köprüye bakıyor. Mehdi (a.s), Kudüs’ü Şerif’e, Kudüs’e hicret edecektir. İstanbul’daki faaliyetinden sonra Kudüs’e de geçiyor.

 

Mehdi (as)’ın Vücudu Zaman Zaman Nur Kesilir, Maddi Alemden Çıkar

“Dilinde ağırlık vardır. Yavaş ve ağır konuştuğu zaman sağ elini sol dizine vurur.” "Yani bazen konuşmasında bir tıkanma olduğu, bir manevi cezbe haline geçiyor olabilir Mehdi (a.s). Bazen madde olmaktan çıkıyor olabilir, bir ihtimal. Mesela sağ elini sol dizine vurduğunda madde olduğunu yine hissedip, konuşmasına devam ediyor olabilir. Böyle bir vuruş insanı kendine getirir, varlığını hisseder. Demek ki vücut zaman zaman nur kesiliyor. Veyahut maddi âlemden çıkıyor olabilir, bir ihtimal. Ben öyle anlıyorum.

http://harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/171921/Sayin-Adnan-Oktarin-25-Ekim-2013-tarihli-sohbetinden-onemli-basliklar

About the author