Devletimiz halkımızı bilinçlendirirse, sosyal medyayı iyi kullanabilirler.

DİDEM ÜRER: Hocam siz günlerdir, Başbakan Erdoğan’ı rahat günlerde destek verip, zor günlerde yalnız bırakanlardan bahsediyordunuz. Dün de Başbakan’ın etrafında gerçek dostlarının olması gerektiğini söylemiştiniz. Başbakanımız bugün bu konuya değindi. Şunları söyledi; “Vatandaşlarımızın sesini duyabilmek, onların duasını alabilmek inanıyorum ki daha önemli. İyi günde dostu her yerde bulursunuz. Önemli olan kötü gündür. Dost adı altındakiler ne kadar yapay olduklarını gösterdiler. Olayları analiz etmeden, anlamadan, dinlemeden maskeleri indirdiler. Gerçek yüzlerini gösterdiler” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye’deki yapı muhafazakar, mukaddesatçı bir yapıdır. Yani komünizme müsait değil Türkiye. Türkiye muhafazakar, mukaddesatçı. Ama halk örgütlü değil, millet örgütlü değil. Ne yapacağını bilmiyor. Mesela biri bir yerden bağırıyor, biri bir yerden. Biri mesela diyor ki, “acaba bir şey mi söylesek, biri yazı mı yazsak?” Karar veremiyorlar. Komünistlerin sloganı belli, şu sloganı söyleyeceğiz, şu yoldan yürüyeceğiz, şunu yapacağız planlı. Ama halk planlı değil. Mesela bir şey söylemek istese, herkesin ağzından ayrı bir söz çıkıyor. Mesela bir yola bir yola girmek istese, herkes ayrı bir yoldan gidiyor. Halbuki, aynı amaçları, fakat karar veremiyorlar ne yapacaklarına. Onun için, halkın örgütlü olması lazım. Halkı devlet örgütlesin. Bu tip olaylara karşı bütün milletimizi örgütlesin devlet. Nasıl örgütler? Mesela bir provokasyon dış saldırı olduğunda, komünist saldırı olduğunda, devlete nasıl yardımcı olunabilir, polise nasıl yardımcı olunabilir, jandarmaya nasıl yardımcı olabilir, kargaşa nasıl yatıştırılır. Mesela bir yaralanan olduğunda ona nasıl yardımcı olunur. Komünistler biliyor onu. Nerede toplanacak, mesela nereye götürecekler, hepsini biliyorlar. Mesela olay nasıl tırmandırılır, nasıl provoke edilir. Halkın hassas olduğu yönler nedir. Mesela bir komünist hareketin içerisine Müslümanlıktan da bir esintiler koyarlar. Masum gençleri koyuyorlar. Araya Müslümanları serpiştiriyorlar. Cuma namazı kılan insanlar koyuyorlar, falan. Öyle bir yumuşatıyor k,i sahneyi bahçe yani çiçek bahçesi gibi.

DİDEM ÜRER: Sandviç dağıtan teyzeler falan gösterttiler, Hocam.

ADNAN OKTAR: Halbuki, belli ki parçalayacak. Ama postuna bin bir türlü renk sürmüş. Ve görünmüyor o zaman. Diyor ki “ne var, nur gibi çocuklar?” diyor.  Tamam doğru o, onları yönetende o kargaşadan neticeyi alacak olan kim? Onu düşündün mü? “O ne bileyim ben?” diyor. Onu, başına geldiğini de biliyorsun, Allah esirgesin.

Aslında halk örgütlü olsa, hiçbir mahsuru olmaz. Ama örgütsüz olması riskli. Halk örgütlü olsa bitti. Yani ne komünistlerin, ne şunun, ne bunun hiç kimsenin gücü yetmez. Darma duman olurlar. Yani tahayyül dahi edemez. Ama komünistler örgütlü olduğu için halk örgütsüz olduğu için. Onlar diyorlar “örgütlü olan komünist topluluk, örgütsüz büyük topluluklara galip gelir” diyor. Yani bunu keyif için modda tutmak çok çok yanlış olur. Bütün mesele halkın örgütlenmesinde. Örgütlendin mi, bilinçlendirdin mi bitti. Adam zaten hiç ortaya dahi çıkmaz. Konusu dahi olmaz. Alanı boş bulduğu için bu rahatlık içerisinde oluyor. Mesela AKP Kazlıçeşme’de bir toplantı yaptı, bu bir örgütlenmedir, parti örgütlenmesidir. 2 milyon kişiyi topladı. Muazzam bir gövde gösterisidir. Ama bu çok sıradan bir örgütlenme. Mesela oradaki halkın komünizmin ne olduğunu bilmesi gerekiyor. Darwinizmin ne olduğunu bilmesi gerekiyor. Kaç komünist fraksiyon var? Bunlar hangi yöntemlerle muhtemelen harekete geçebilirler? Milletimiz eğer iyi bilinçlenirse Twitter’ı iyi kullanmayı bilirse, Facebook’u iyi kullanmayı bilirse. Mesela milli vasfı olan bir gazeteyi daha çok ağırlıklı alabilirler. Ağırlıklı bir kanalı seyredebilirler veya birkaç kanalı veya üç-beş kanalı. Tam doğru bilgiyi anında alabilmek için. Sırf bilgiye yönelik tabi bütün kanalları seyrederler ayrı mesele ama doğru bilgi almak için yani net, akıcı bilgi almak için bazı yerleri seyreder. Mesela bunu devletin örgütlemesi lazım, milleti. “Bir durumda doğru bilgiyi şuradan alabilirsiniz. Şunu yapmanız gerekir. Şunları söyleyebilirsiniz gibi” bilgilendirme. Öyle olunca komünizm zaten kökten vazgeçer. Çünkü örgütlü bir millet var. Yapacak hiçbir şey yok demektir. Örgütsüz olunca adam boş alan olarak görüyor. Boş alanda at koşturmaya başlıyor bu sefer. İnsanlar evinden seyrediyor. Yani adam çaresiz kalıyor ne yapacağını bilmiyor. Çıkıp bir şeyler mi söylesin? Twitter’dan bir şeyler mi söylesin? Gördünüz son olayda. Gıkları çıkmadı birçok insanın. Sen dersinki, “ben Sayın Başbakan’ın samimi olduğuna inanıyorum.” Veya “Tamam orası bir bahçe olsun. Ama siz hükümeti yıkmaya mı çalışıyorsunuz ne istiyorsunuz?” İki üç kelime. Millet legal olarak kendini korumak için ordusunu kurmuş, polisini kurmuş. “Beni koru” diyor. Allah esirgesin ordu ve polis olmazsa o zaman millet örgütlenir, devletin öncülüğünde. O zaman millet korur kendini. İstiklal Savaşı’nda öyle olmuştu. Kuvayi Milli’ye oluşturulmuştu. Millet kendini korudu zalimlere karşı. Devletin öncülüğünde devletin yönlendirmesiyle. Milletin tabi ki orduya ve polise güvenmesi mevzu bahsidir. Ne yapsın adam? Sen silahla gelip askeri vuruyorsun, polisi vuruyorsun. Seyir mi edelim yani ne yapalım? Ne yapmamız gerekiyor? Büyük Millet Meclisi’ne girmek istiyorsun. Ne yapmak gerekiyor? “Başbakanlık ofisine gireceğim” diyorsun. Ne yapmak gerekiyor? Devlet kendini korumasın mı? Yeni bir başbakan gelse yine istemezsin. Dayatmaların var, önü arkası yok. “Hükümet gitsin” diyorsun, yerine hangi hükümet gelsin onu da söylemiyor. “Kargaşa istiyorum” diyor. “Şu hükümetin gelmesini istiyorum” de, o zaman onu seçime götür. Seçimde diyorsun ki, “ben halkın oyunu kabul etmem” diyor. “Halkın ne dediği beni ilgilendirmez” diyor. “Benim dediğim olacak” diyor. Olur mu öyle şey? Milletin kararı önemlidir. Milletin kararına göre. “Millet kendini yönetmiyor” diyorsun, sen “millet bilmiyor ben biliyorum” diyorsun. Beğenmediğin milletle niye berabersin o zaman? Beğendiğin yere git.

http://harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Secme-Bolumler/164315/Devletimiz-halkimizi-bilinclendirirse-sosyal-medyayi-iyi-kullanabilirler

About the author