Gezi Parkı gibi olaylarda neler yapılabilir.

DİDEM ÜRER: Hocam, Taksim'de bugün sabah saatlerinden itibaren büyük bir kalabalık toplanmıştı. Çevik kuvvet akşama doğru alana girerek "halka açık alanı işgal ediyorsunuz. Lütfen dağılın" çağrısı yaptı. Ancak kalabalık dağılmamakta ısrar edince, on dakika boyunca anons yapan polisler tazyikli suyla müdahalede bulundular. Olaylar sırasında hayatını kaybedenleri anmak için toplanmışlardı. Fakat yediden sekize kadar izin verdi polis, sekizden sonra da artık dağılmalarını söyledi, onun üzerine oldu.

ADNAN OKTAR: Sonra?

DİDEM ÜRER: Sonra ara sokaklara bazı kişiler dağıldılar. Taksim meydanı boşaltıldı tamamen. Ara sokaklarda İstiklal Caddesi'nde devam etti çatışmalar. Orada biber gazı kullandı polis yine. TOMA'larla o şekilde geri püskürtülmeye çalışıyor oradaki kişileri.

ADNAN OKTAR: İstiklal Caddesi'nde.

DİDEM ÜRER: Evet, ara sokaklarda devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Böyle bir şeyi yaptıklarında amaç ne olmuş oluyor? Hükümeti huzursuz etmek mi? Nasıl oluyor?

DİDEM ÜRER: Muhtemelen o şekilde Allahualem Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi "hükümet, her şey iyi gidiyor, tıkır tıkır sistem devam ediyor" dedirtmemek için, hani "ortalık huzursuz, zannettiğin gibi değil" gibisinden gerginlik meydana getirmeye çalışıyorlar. Hepsinde bir hayır vardır. Öyle değil de, kültürel yönden böyle ispat ederek, anlatarak yapsalar çok etkili olur. Eğer varsa bir fikirleri. Çünkü internet, Facebook, Youtube, Twitter hepsi emirlerinde. İstedikleri gibi kullanabilirler. Zaten hicvederek de, mesela karikatürlerle yapıyorlar, hakikaten anlatıyorlar bir şeyler. Doğru yönleri de var, doğru anlattıkları da var. Yani bunu bu şekilde yapmak, daha doğal anlatımlar olabilir. Daha tabii yani bu kadar yorucu, yıpratıcı bunlar. Polisi de yıpratıyor, onları da yıpratıyor. Bu pek akılcı bir şey değil. Halk da orada mesela Taksim'de halk rahat yaşayamıyor. Halkın huzuru bozulmuş oluyor. Esnafın huzuru bozuluyor. Mesela ne bileyim? Duran adam, duruyor, ona benzer şeyler istiyorsa mutlaka kanuna, hukuka uygun olması. Üslup çok önemli, tavır çok önemli. Ama hadislerde diyor Peygamberimiz (s.a.v); "biri bitti derken, biri başlayan olaylar, ta ki evlatlarımdan Mehdi zuhur edinceye kadar devam eder" diyor. Ben bu olayların duracağını zannetmiyorum. Yani Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhuruna kadar durmaz, hiçbir şekilde durmaz. Benim Tayyip Hocam'a tavsiyem, modern hayat tarzına, modern insanlara, modernliğe desteğini açıkça göstermesi bayağı güzel olur bence. Çünkü bütün Avrupa modern, Amerika modern. Modernliği dünyanın her tarafı seviyor. Pakistan'da bile modernlik seviliyor düşün yani. Tutucu bir toplum, onlar bile modern Başbakan arıyorlar. Şehit edilen bir hanım vardı, Benazir Butto. Mesela o modern olduğu için seviliyordu. Mesela Berlusconi bile artistik yaptığı için böyle modern tavırlar, neşeli hareketler yaptığı için, insanları güldürüyor, ne bileyim böyle sempatik hareketler yapıyor. o yüzden seviyor halk. Yani böyle bu kadar ciddi, bu kadar soğuk aristokrat havası yahut klasik sağ havası dünyada kalmadı.

AYLİN KOCAMAN: İran'da bile reformcu seçtiler Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, İran'da bile modern adam arıyorlar, reformcu seçiyorlar. Bağnazlar bile sever moderni. Yani karşıymış gibi görünür ama severler. Ak Parti'yi niye? Modern olduğu için seçtiler. Niye Saadet Partisi'ni iktidara getirmediler? Sırf modern olduğu için. Daha fazla modern olmasını istiyorlar Ak Parti'nin. Mehdiyet anlamında bir modernlik istiyorlar. İyi, bu da güzel. Bence Tayyip Hocam oraya doğru gelse güzel olur.

Mesela bikinili bir hanım çıktı Taksim'de. Üslubu kötüydü. Yoksa onun, o tip protestosu yani böyle onun mahcup edilecek tarzda eleştirilmesini gerektirmez. Bütün kıyılarımızda hanımlar, en muhafazakar hanımlar bile deniz kenarında mayoyla denize giriyorlar. İstanbul'da da yazın turistlerin birçoğu mayoyla geziyorlar dışarıda. Yani rastlanmamış bir şey değil. Sanki bunu böyle çok çirkin bir tavır göstermiş gibi sunulursa yahut Başbakanımız öyle bir üslup kullanırsa, bu olmaz. Yani üslubunu eleştirebilir. Ama kıyafeti yönünden zaten her yer böyle. Bütün sahil kentlerimiz öyle, herkes, hanımlar bikini, mayoyla geziyorlar. Mayoyla geziyorlar. Onu eleştirmeye kalkarsan tamamını eleştirmiş olursun o zaman. Gençler de öyle. Onlar da mayoyla geziyorlar. Beyler de, hanımlar da mayoyla geziyorlar. Tayyip Hocam'ı seviyoruz. Modernlik neşe verir, güzeldir. Böyle klasik sağ, yani 1942'lerin modeli dünyada gitmez. İnsanları sıkar, bunaltır. İnsan çabuk sıkılan, bunalan bir varlıktır. Onların böyle sevgiye, neşeye, muhabbete ihtiyaçları var. Coşkuya ihtiyaçları var. Zaten huzursuz çocuklar, ben görüyorum, gençlerin neşesi yok, hemen hemen hiçbirinin neşesi yok. Şimdi bir de bunlara ağır, ağdalı bir ruh hali verilirse yani kapalı, basık bir ruh hali verilirse o bunalma daha da artar. Gençleri neşelendirelim. Dışa dönük olsunlar, sevinsinler, hoşlarına gidecek şeyler yapalım. Taksim'e mesela büyük böyle heykeller, süslü havuzlar yapalım. Güzel böyle gezi yolları yapalım. Bahçeyi, içleri açılsın şahane ışıklandırma yapalım. Mesela Taksim'e yapılan ışıklandırma dünyanın en mükemmel ışıklandırması olsun. Kullanılan renkler en mükemmel renkler olsun. Işık güzeldir. Mesela ışığı sanatkarane kullanmak çok güzeldir. Böyle her yer İtalyan avize gibi pırıl pırıl parlasın. Çok şahane bir görünüm verelim. Bahçelerin ışıklandırması ta uzaklardan böyle cennet bahçesi gibi görünsün. Geceler de güzel olsun Taksim'de. Gençlere böyle onları neşelendirecek müjdeler verelim, hoşlarına gitsin. Ama komünistlerin şimdi gösterdiler tutuklanmış bir kısmını götürüyorlar, yüzleri çok çirkin, çok itici yani. O nedir öyle? O insanlarla yaşanır mı? Nasıl rahat ediyorsunuz onların içinde, ben anlamıyorum. İnsanlar zaten ruhen bunalıyorlar, sıkılıyorlar. Bir de komünist olacak, Allah'sız, Kitap'sız olacak, adam vuracak, adam kesecek. Bunu insanın bünyesi, delinin bünyesi bile kaldırmaz. Çok korkunç bir şey. Bunu nasıl kaldırıyor bünyeniz? Ben hayret ediyorum. Sosyal adaleti isteyin. Hürriyeti isteyin. Kardeşliği, barışı isteyin. Adam öldürmek ne? Polise saldırmak ne? TOMA yakmak mesela, araba yakmak kardeşim içindekileri senin cayır cayır yakmaya, öldürmeye teşebbüs ediyorsun. O polis zırhlı araçları mesela beş-altı tane, yahut yedi-sekiz-on tane molotof kokteyliyle o çıra gibi yanıyor. Amacın ne? İnsanları onun içinde yakmak değil mi? Adam öldürmeye tam teşebbüs bu. Ve hunharca adam öldürmeye tam teşebbüs. Yani cezayı kat kat arttıran bir şey. Yani vahşet uygulayarak adam öldürme ye teşebbüs. Aynı adam öldürme gibidir hükmü. Ha öldürmüşsün, ha teşebbüs etmişsin. Yani sevecenliğin dozunu arttırıp utandırmak lazım insanların içinde kötü ruhlu olanları, yanlış ruhlu olanları. Mesela bir konuyu eleştiriyorlar mı? Onun on misli güzellikle karşılık vermek lazım. Mesela geciktirdiler o şeyi. Gezi bahçesi midir. Gezi Parkı. "Ağaçlandırın" dedim. "Gelişmiş, yaşı büyük ağaç ekin, süratle yapın" dedim. En sonunda yaptılar. Hemen duruldu ondan sonra çocuklar, sakinleştiler.

http://harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Secme-Bolumler/164674/Gezi-Parki-gibi-olaylarda-neler-yapilabilir

About the author